
Aft çok yaygın, çoğu zaman kendiliğinden geçen bir yaradır. Hangi özellikler normal, hangileri araştırma gerektirir; ağrıyı azaltmanın gerçekten işe yarayan yolları.
Aft, ağız içinde ortaya çıkan, ortası beyazımsı sarı kenarı kırmızı, ağrılı küçük yaradır. Toplumun büyük bölümü hayatının bir döneminde yaşar. Çoğu zaman zararsızdır; ancak bazı özellikleri onu sıradan olmaktan çıkarır ve o ayrımı bilmek gerekir.
Aft nedir, uçuktan farkı ne?
Aft, ağız içindeki hareketli mukozada — yanak içi, dudak içi, dilin altı ve yanları — görülür. Bulaşıcı değildir ve viral bir enfeksiyon sonucu ortaya çıkmaz. Tek başına ya da birkaç tane birlikte olabilir.
Uçuk ise herpes virüsüne bağlıdır, bulaşıcıdır ve tipik olarak dudak kenarında ya da damak gibi sabit mukozada, küçük kabarcıklar hâlinde başlar. Bu ayrım tedaviyi değiştirir; aftta antiviral ilacın yeri yoktur.
Neden çıkar?
Tek bir sebep yoktur; genellikle birden fazla etken bir araya gelir. En sık tetikleyici mekanik travmadır: yanağı ısırmak, sert fırçalama, kırık bir dişin keskin kenarı ya da uyumsuz bir protez.
- Stres ve uyku düzensizliği
- Demir, B12 ve folat eksikliği
- Hormonal döngüye bağlı dönemler
- Bazı diş macunlarındaki sodyum lauril sülfat
- Asitli ve baharatlı gıdalar, sert kabuklu yemişler
- Sigarayı bırakmayı takip eden ilk dönem
Normal seyri nasıldır?
Sıradan bir aft, çapı birkaç milimetreyi geçmez ve yedi ile on gün içinde iz bırakmadan iyileşir. İlk üç gün en ağrılı dönemdir; sonrasında ağrı hızla azalır.
Yılda birkaç kez tekrarlaması da alışılmadık değildir. Tekrarlayan aft, kişinin yatkınlığını gösterir ve tek başına bir hastalık belirtisi sayılmaz.
Hangi durumda araştırma gerekir?
Bazı bulgular tabloyu sıradan olmaktan çıkarır ve mutlaka değerlendirilmelidir. En önemlisi süredir: iki haftayı geçen ve iyileşme eğilimi göstermeyen bir yara artık aft olarak kabul edilmez.
- İki haftadan uzun süren, küçülmeyen yara
- Bir santimetreden büyük, derin ve sert tabanlı lezyon
- Aynı yerde tekrar tekrar çıkan yara
- Ateş, kilo kaybı, eklem ağrısı ya da göz şikâyetinin eşlik etmesi
- Ağız dışında — genital bölge ya da deride — benzer yaralar
- Çok sayıda ve sürekli tekrarlayan ataklar
Altta yatabilecek durumlar
Sık ve şiddetli tekrarlayan aftlarda demir, B12 ve folat düzeyleri kontrol edilir; eksiklik saptandığında yerine konması atakları belirgin azaltır. Çölyak hastalığı ve inflamatuar bağırsak hastalıkları da bu tabloyla ortaya çıkabilir.
Ağız yaralarına genital ülser ve göz bulguları eşlik ediyorsa Behçet hastalığı akla gelir; bu tabloda gecikmeden ileri değerlendirme yapılmalıdır. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar da benzer yaralara yol açabilir.
Ağrıyı azaltmanın işe yarayan yolları
Aftın iyileşme süresini kısaltan kesin bir tedavi yoktur; hedef ağrıyı azaltmak ve yeme içmeyi kolaylaştırmaktır. Lokal anestezik içeren jeller yemekten hemen önce uygulandığında en çok işe yarar.
Koruyucu örtücü macunlar yarayı mekanik uyarandan izole eder. Şiddetli tablolarda hekim kortikosteroidli topikal preparat önerebilir. Tuzlu su gargarası ise bölgeyi temiz tutar ama iyileşmeyi hızlandırmaz.
Kaçınılması gerekenler
Yaraya doğrudan aspirin ya da ağrı kesici tablet bastırmak, halk arasında yaygın olmasına rağmen yanlıştır; asidik etkisiyle kimyasal yanık oluşturur ve tabloyu kötüleştirir.
İyileşene kadar asitli meyve suları, çok baharatlı gıdalar, sert kabuklu yemişler ve çok sıcak içeceklerden kaçınmak gerekir. Sodyum lauril sülfat içermeyen bir diş macununa geçmek, tekrarlayan aftı olan bazı hastalarda atak sıklığını azaltır.
Tekrarını azaltmak mümkün mü?
Tetikleyici belirlenebiliyorsa evet. Keskin bir diş kenarı ya da uyumsuz protez gibi mekanik sebepler düzeltildiğinde aynı bölgedeki tekrarlar durur. Bu, muayenede en kolay yakalanan ve en kolay çözülen sebeptir.
Beslenme eksiklikleri giderildiğinde, uyku düzeni oturduğunda ve stres yönetimi sağlandığında atak sıklığı azalır. Yine de bazı kişilerde aft yatkınlığı devam eder; bu durumda hedef atakları önlemek değil, kısa ve az ağrılı geçirmektir.
































































